1 Kasım 2012 Perşembe

kasım 2010


Akrostiş'in ne demek olduğunu sadece ben biliyorum sanıp,kendimi takdir ederken herkesin biliyor olmasına şaşırmakla birlikte,üzüldüm de."Serzeniş" kelimesini de Vega dillendirmeden önce çok severek kullanırdım şimdi soğudum.El yazısı ile galiba yazmayı çok seviyorum.a-l ve i harflerinin kuyruklarını birleştirirken rahatlıyorum.Hem bunları şimdi ne diye yazıyorum.Çok da umrumda değil.
Merak ettiğim şey şu ; herkesin içinden bir ses ilerde çok zengin olacağını söylüyor mu?Hani ben akrostişi sadece ben biliyorum sanıyordum ya acaba bu zengin olacağım hissini herkes yaşıyor da ben mi bilmiyorum.O anlamda soruyorum.Sanki bi şekilde bir yerde aniden yırtacakmışım,ana haber bültenlerine konuk olacakmışım ve "Bunu yıllardır hissediyordum" filan gibi cümleler sıralayacakmışım gibi bir his var içimde.
"Ben Tully Makker !!!Yapacağım dedim yaptım.Yapamazsın dediler ,oldu..." diye avuç içlerimi göstere göstere konuşmak istiyorum.
Efendim böyle vadiye bakan lüks bir sitenin en üst katında elimde bir duble viskiyle şehrin ışıklarını izlerken görüyorum kendimi.Arkada Johnny Cash tıngır tıngır birşeyler çalıp ,söylüyor.Her odadan bir bebe çıkıyor,burnunda sümüğü,gözünde yaşıyla..."Anne,anne" diye ağlıyolar.Hemen viskiyi bırakıyorum.Ağzını burnunu siliyorum bebeciklerin.Karnını doyuruyorum.Sonra sabah oluyor.
Ali Kahya'yı arıyorum."Atımı hazırla" diyorum.Atlıyorum Q7'me şoföre izin vermişim kendim kullanıyorum.Ahmet Kaya çalıyor "Kaçak ve Anne".Basıyorum gaza.Çiftlikteyim.Pasaklı kontesim beni bekliyor.Çizmelerimi giyiyorum.O kadar çocuk doğurdum hala tayt giyebiliyorum diye düşünerek kış bahçesinin camlarından kendi aksimi seyrediyorum.Dört nala kontes ,uçuruyo beni.
Danışmanım arıyor."Tully Hanım , bir sıkıntımız var.Çayyolundaki site projesiyle ilgili.Kazık temel için sondaj yapılıken petrol çıktı" diyor."Seni sersem " diyorum "Bunun neresi sorun?".Akaryakıt istasyonu zincirime çayyoluyla başlangıç yapıyorum.
Bu "Secret"lar ,"Çekim Yasası" ,"Olumlu Düşünme" falan filan tüm bu hayallerimi sistemin en ücra köşesine saklayıp ben ölünce mi gerçekleştirmeyi planlıyor?Nedir yani Ali Ağaoğlu'nun benden fazlası?
Neyse Allah sağlık versin :)))

ekim 2010


Ofisteyim ,yağmur yağıyor.Biraz soğuk.Odamda tartışan bu iki gerizekalının saçlarnıı cımbızla tek tek çekip kavanozda biriktiresim var.Saçların çıktığı köklerden içeri çilek reçeli enjekte etmek istiyorum.
45'likler ve kahve ve sigara ve benle yağmur ,ve bu iki para budalası ,şudalası ,odalası....
Artık gitsinler,beni burda onlarla ilgili çalışıyor sanırlarken kendilerine iliklerimden gelen bir "siktir" çalmak istiyorum.Gözlerimi kaldırmamalıyım ,hayır kaldırırsam bitmeyecek.Göz..
off ya devam edicem
******

Sensiz
İlk
Karanlığım
gibi bir gece!
*****

Bi kere o "Öyle bir geçer zaman ki" diye yazılmaz.İlk duyduğumda da afallamış ve karşı çıkmıştım ama ilk kez dillendiriyorum.Mehmet Ali Birand "Öyle bir geçer zaman ki" diyebilmek için binbir kombinasyon uydurdu.Demek ki o da karşı.
Sonra Osman demagojisinden de sıkıldım ,bebe bir an önce büyüsünde histerik krizlerden kurtulalım."Karoline kim ,niye bizim evimize geliyor" Biliyorlar tabi kocalar azgın teke,ilişkiler çarpık ,80 kuşağı çocukları döngel dualarıyla büyüdü sobalı evlerde...Hemen ordan bi dalalım,bunların unuttuklarını derinlerden bi çıkaralım,beyin amcıklaması geçirsinler,saplanıp kalsınlar diziye.Bir de bi velet peydah edelim.Zırlasın dursun.Al sana raiting!!!!
Bir de o saçlarını iki yandan toplayıp,sığır sidiği gibi bırakan her daim okulda ve evde lise jilesi ile dolanan kıza da illet oluyorum!Hah!
Bir de palyaçolar hiç de ağlamıyorlar.Bu da bir klişe.Gayet de gülüyolar.Neymiş efendim "İçimiz ağlasa da yüzümüz hep gülmeli".Geç bunları aga,en iyi fotoğraflar ağlayan palyaço,ödüllü resimler keza öyle.İroniye bak ki profil resmimi bile mutsuz palyaço yapmışım.
Laaaayyynnnnnn milleti kandırıp duruyolar!!!!
Bi sigara içiyim...



ağustos 2010


Ayakparmağımdan başlıyor öfke tırmanıyor ...apışaramda...göbek deliğimdeki girdaptan iç organlarıma kaçtı...ciğerlerimde öfke....üfledim...artakalan midemdeydi kustum onu da...
kırgın ,kızgın ,bezgin... düşüncesiz ama kafiyeli yazdığına mutlu,kayıyor parmaklarım sevgilim...içi sevgi-lim,dışı sevgi-lim , peşisıra sevgimin geldin mi? Bırak bu aşıkadam numaralarını ,bildiğin götoğlanı tipi var sende...
anadolu rakı'm ...
yeni rakım
eski rakım ...
efe rakım ....
sizin oralarda 30 rakım ..
ah ırakım...
gel de gülme ...
gel de gitme
olur mu?
****

Ne olacak benim bu halim bilemiyorum.Uykumun arasında hayalini kurduğum harikulade bir düşü anlatacağım sizlere bu kez.
Sevdiğim adamın doğum günü ve atıyorum üç yıldır birlikteyiz.Ona sürpriz bir doğumgünü partisi düzenliyorum....Böyle havuzlu mavuzlu bi otel filan olabilir.Adam gelmiş,bütün davetliler hazır.Ortak arkadaşlarımız,onun iş arkadaşları,benim iş arkadaşlarım ve onların eşleri.Ama tek bir kişi eksik;o da ben.Nerelere kayboldum bilmem ki parti başlamak üzere.Yaklaşık yüz kişi kadar varız.Kadınların hepsi en şık elbiselerini giymişler.Yırıl yırıl parfüm kokuyo yer gök.Hepsi birbirinden güzeller.Erkeklerin çoğu smokinli,papyon filan takmışlar..
Bu arada ben kuliste nefes nefese ışıkların sönmesini ve orkestranın hazırlanmasını bekliyorum.Bu arada sevdiğim adam herkesle sohbet ediyor,tek tek yanlarına gidip hatırlarını soruyor ve tebrikleri kabul ediyor.Arada çapkın bakışlarını yakalıyorum da erteliyorum..
İşte orkestra da hazır.Kısa bir sessizlik oluyor ve işte o şarkı başlıyor.Wish you were here...Tanrım pistteki benim evet benim.Üzerimde laura ashley marka çiçekli böcekli bir elbise,saçlarım açık düz fönlü,boynumda,bileğimde yada kulağımda tek bir aksesuar yok.Elimde mikrofon ömrümün gözlerine bakarak "tik tak"lıyorum.Herkes şaşkın.Kızın biri kıçının sağ lobundan içine kaçan külodunu düzeltiyor.
Bir doğumgünü partisinden çok kamasutra kursuna benzer bir sevişgenlik var ortamda neyse..Şarkı bittiğinde ilk şoku ancak atlatmış olan beyimiz yanıma gelip kocaman büsbüyük bir öpücük veriyor bana.İşte ne kadar mutlu olduğundan bahsediyor filan.Ve mikrofonu eline alıp (aha herif şarkı söyleyecek gece berbat olucak diye düşünürken ben) benimle evlenmek istediğini söylüyorrrr.Ben tabi kırk yıllık evde kalmış kız kurusu modunda olayın heyecanı ile EVEEEETTTTT çığlıkları atıyorum (:
Gece bitene dek çılgınlar gibi eğleniyoruz.Sabaha kadar it gibi sevişiyoruz..Sonra da evleniyoruz.
*****

ay öleyim ben ...kelimatörde son on eldir yeniliyorum.Nil Karaibrahimgillerden olma kızın yüzyıllardır kabulgünü ritüeli şarkısı da ölsün.Bir kek yapayım dedim,3 m2 mutfakta 40 derece sıcaklık yetmiyomuş gibi bir de fırının sıcağına maruz kaldığıma mı yanayım,fırınla bulaşık makinesini aynı anda çalıştırdığım için periyodik aralıklarla atan sigortalara mı yanayım,birinden birini kapatmayı akıl edemeyen akılsız başıma mı yanayım,arka bahçede püfür püfür mangal yakıp da bana bir pirzola vermeyen yeni komşunun düşüncesizliğine mi yanayım,kalıptan çıkaramayıp paramparça ettiğim keke mi yanayım,fırılfırıl dönen elektrik saatine mi yanayım ha söyleyin neye yanayım...Bunların hepsi o karaibrahimgillerden olma kızın yüzünden.
Patlıcan da közlediler.Kıymalı yumurta yapayım hadi madem.
edit : kapıcıya çıkıştım şimdi kıskançlığımdan ne yapacağımı şaşırdım annemi de aradım "aşşağann s*kini yesinler" dedi bi ferahladım."Aaaa ama böyle olmaz Fevzi Efendi ,bunlar alışkanlık haline getirdi işi hani sorun değil canım filan çektiğinden değil de eve giriyo koku şimdi yaz günü ben camları kapatıp mı oturucam paşam keyif yapacak diye,sen bi uyarıver ama benim söylediğimi söyleme" dedim."Heeaa ben didim ,yönetici de gızdı ,7 numara da gızdı ,dimedi dime didim gızarlar didim " dedi :) gitti ..
Ay öliyim ben çok açım - paşa da hiç fena değil
*****

Çıkarıp beynimi yedim..
Sarhoştu..
Dönüyordu..
Siyah önü tüllü şapkama kan bulaştı beynimi çıkarırken,
iyi ki kosla oxi action var.
Gelip gelip 8 de takılıyorum.
Vaat ettiğim yere girmedikçe kaybediyorum.
Blackberryler yasaklansın!
öf ne saçma ....
****

Boğazda büyük bir yalı almak istiyorum.Aslında bu yazıyı yalıyı aldığım zaman insanlar okusun diye yazıyorum.Yani diyeceğim ki; "Bakın bunu yıllar önce planlamıştım" .
Haremlik selamlık gibi bölümleri olan tarihi osmanlı yalılarından değil..Daha modern ama yine eski.Türk filmlerindekilerinden ve hatta sevişgen bihterle ,aç behlülün yalısı gibi işte.
Böyle cumbalı filan.Cumbaya laura ashley kataloglarındaki gibi çiçekli koltuklar sığdırıp kahvemi alıp boğazı izlemek istiyorum.Şöyle salonun iki yanından yukarı süzülen merdivenleri sahanlıkta birleşsin,sahanlıkta durayım aşağıya antika bi vazo atıyım,"Hadi bunu tamir et,eskisi gibi olabilir mi,olabilir mi ha" diye böğürerek kendimi merdivenlerden aşağı yuvarlamak istiyorum.Bu sahneyi tıpkı çakma aktör ,diplomalı doktor gibi dublörsüz çekmek istiyorum.
Cibinlikli yatağımda öğlene kadar camış gibi yatıp,öğlen bodrum kattaki hamamda keselenmek istiyorum.Göbek taşına uzanıp şöyle iliklerime kadar ısınmak istiyorum sonra.
Mutfakta yüzünü ayakkabı boyasıyla boyamış şişko bir kadın yemek yapsın ama elleri beyaz olsun istiyorum.Evin içinde sürekli bir hamurişi kokusu gezinsin.İşte efendim kurabiyeler,kekler,börekler,çörekler.Arkadaşlarım gelsin kek yiyerek dedikodu yapalım,ben ud çalayım ,onlar kimseye etmem şikayeti söylesinler.
Bir yatım olsun.Bp clup kartla mazot alıp puan biriktireyim,sonra gidip küçük ev eşyaları alayım arap bacı mutfakta kullansın diye.
Arap bacıya fal baktırıyım.Adımı da Hanzade olarak değiştireyim istiyorum.
Mutfak ankastre olsa çok mu modern kaçar?
Ne kadar mes'udum deyip duruyum deli gibi.
Sonra torunlarım filan olsun.Torunlarımı "hey evlat buraya gel " diye çağırsın kocam."Gel buraya çocuk ,sana anlatacaklarım var " diye çağırıp bebenin beynini s*kiyim.Abandone olsun çocuk,arapbacıdan kurabiye çalarken yakalansın,götüne oklava sokalım,ibne olsun.Hanzadenin torunu ibneymiş diye bir dedikodu çıksın,aşığımı odama kilitleyip,kalbime sıkıyım.
Ya da ben bi yalı almayım,sokayım yalıya...2 artı 1 küçük müçük ,balkonlar dahil 50 m2 ,yan komşu manzaralı neyime yetmiyo :ı
*****






mart 2010


çeşme başında gözü yanan yıkanırken ,cinsiyetsiz hepsi çocuk olan sadece , küt diye kafada kütürdeyen ağlayınca,sonra ağladıkça gözünü yakan üretimsiz döngülü sabun köpüğü ....hızla oluşuyor yok oluyor hızla...orda elin apışaranda bir sürü aslında cinsiyetli olduğunu bildiğin çocuklarla kalıyorsun tekrar. Yakından geliyor da ses biraz kısık "Munzur'dan bir tas su verin de ölem diyor."
Sonra birden apışarandaki seni kadın yapıyor ya da adam.Gel diyor adam ya da kadın.
Yani aslında öyle cinsiyetsiz kalmak mıydı en akıllıcası ki mümkün müydü bu sıra bunu düşünmekteyim.Ellerinin üzerinde damarları belirgin insanlardan korkmayı nerden öğrendim?Bir filmde doktor kadına "sigarayı bırakmalısınız" diyor."Doktor" diyor kadın "sen sanırsın ki bu yalnızca sigaradır.Bu benim kaybettiğim çocukluğum,ailem vs..." böyle bişiler diyor işte .Bunu bi kez kullanmıştım " kıyak cümle " demişti biri. :)
Aslında çok sarhoşum.Bu kadar saçmalığı yapayalnızım demek için yazdım.Sabah bi toplantım var.Ütülü tek kıyafetim yok.Muhtemelen sabah leş gibi kokuyor olcam.Kuvvetle muhtemel uyanamıcam.Uyansam da iflah olmıcam.Ne ala memleket.Ne ala hayat.pek ala dünya...çok ala insanlar ...
***

bence sen aç karna götümü yemelisin...
Bir davet...
orda masadasın..
öyle güzelsin ki..
bir çilek ...
kıpkırmızı...
oldukça iri...
Beni al diyosun..
Bir vaat...
Yeni yıkanmış..
Islak biraz hala..
güzel de kokuyor...
elimde evirip çeviriyorum...
ısırıyorum biraz
dilimde evirip çevirip çeviriyorum..
dilimin ucunda tat...geride değil...tatlı...
Yutuyorum ilk lokmanı.. korkmadan biter diye ısırıyorum bir kez daha ...
milyonuncu kez daha..
yutuyorum onu da...
enerji veriyo...
karımı doyuruyo..
biraz ellerimi boyuyor
sahte diyorum...
yedim artık diyorum ...
Hazmediyorum...
Sindiriyorum...
Şimdi hazır ol ...
Seni sıçıyorum...
En küçük muz , en büyük çilekten büyüktür...
Ben ve muz
şimdi çok mutluyuz :))


şubat 2010


Yok ya kırkdört saattir uyumuyorum ,bu uzun sayılabilecek bir süre.Ve bir karar verdim.Bu arada karar kelimesi hem alabildiğim hem de verebildiğim için en sevdiğim kelimelerden biridir.Bir de el yazısı ile "galiba" yazmaya bayılıyorum.Demem o ki;"yok ya kimse vazgeçilmez değil"Tüm o şiirler bir buhran hali ile yazılmış,hatta sonucunda - kişi kendine geldiğinde - "hassiktir bunu ben mi yazdım" demiştir bence.
Melankoliyi seviyoruz ondan olabilir.Tabi yüzyıllardır bazen genlerden de kaynaklı,şartlanmalar filan da var ,film filan izleyip duruyoruz ,işte ordaki gibi olmalı sanıyoruz.Kim demişti hatırlamıyorum belki de bir filmde görmüştüm ; " Göt diye birşey yoktur ,göt bacağın devamıdır"
Kedilerin gözündeki ince damarlar ürkütücü biraz.Kim güzel dekore edilmiş bir karavanı olsun istemez ki?
Bunlar uykusuzluktan oluyor.
****

Sanıyorum bunu sadece kadınlar anlar,çünkü bir boşluğu olan ve tamamlanan onlar.Tamamlayıcı olarak hazır kıta bekleyenler,sınavın "fill in the blanks" bölümünü doğru yaptıklarını sanıp devam ederler.Oysa o boşluk sen içine girdin diye dolmuyor mirim.Diyeceğim şu ki;çok kutsi bir aşk yaşadığını düşünürsün,o ilk an var ya o an eksik parçanın o olduğunu hissettin hissettin abi,hissetmediysen "o" değildir.
- bu yazıyı belki biraz daha karardığında yazmalıydım ,şimdi özetle konuya değinmiş olayım ,sonra devam edeyim -

****

onlarca ette etini aradığım...daha temiz bir üslupla mı yazmalıydım?Saracağını söylüyor biri yaralarımı.Yerine yenileri açılsın diyeymiş...
ait olmayı özledim.
bolca malzemem var artık,bolca insanım,artık uzun sürmüyor acı.her biri bir şarkıyla anıyor adımı,beni hatırlatıyormuş :) kirletiyorum bolca ...
ben acı çekiyorum süslü kelimelere gerek yok.Basbayağı acı çekiyorum.Öyle üstünkörü yaşanmışlıklara bürüdüğüm bir ömrü sürüyorum bir süredir.
Oysa geldin,burda yanımdaydın tastamam.
Bok var da geldin.
****
Belki göbek deliğinde biriken kıl ve pamukcuk karışımını yere atmamalıydım.
Zencefil Adam'ın içinde bir yerlerde saklasam kurumazdı.
Zaten pek yolunda gitmiyor işler de.
Vahşi hayvanların sirklerde bulundurulması yasağına destek veresim var.
Kadın kambur duruyor ,bir de şişiriyor göbeğini, bilmem ne master aparatını kullanmadan önce.Dikeliyor,çekiyor göbeği içine,bir zayıf ki görme.Kullandıktan sonra.
Dün yağmur yağdı çok.Biraz yürünürdü aslında.
Bakırcıların tırnakları simsiyah.
Ekmek,Şarap,Sen ve Ben'i dinliyor yan komşu,galiba yine ayrıldılar.
Camel biraz daha ucuz.
Gitmedim dün şaraba ya ne işim var?
Vahşi hayvanlar kendi doğal çevrelerinde yaşama ve çoğalma hakkına sahiptir.
Canım sıkıldıkça sağ tuş yenile yapıyorum.
O şarkıyı da unuttum,bir ara hatırlat.
Böyle bir tabiatım var ,herkese aynı şeyi yapıyorum.
Sindirdim.



ocak 2010


Kendime "Git" demediğimde,kalsaydım...
Söyleyeceklerim avuçlarımdan akarken yasladıgım cam başımı,kırılmasaydı.
Sır...
****
İçinde onlarca kişi var kişilerin.Ve biri bakkalı büyük marketlere tercih ediyor.Diğeri perdeleri açık olan pencereleri seviyorken,bir başkası smaç vuruşu yapacakmış gibi zıplayıp aslında topa elini bile sürmeyen taktikçi voleybolculara hasta.Arkadan bir başkası vurur da sayı olur.Biri Yalın duyduğunda ağlar,diğeri kuşa elinden yem almayı öğretir.Amaçsızdır bir tanesi; gün bitirir,uyur.Birinin ömrü çalışmakla geçer,ahkam keser,mutlanır.Biri Anıtkabir'i gösterir,"gidelim" der biri,soğuk olur ama.Çok sonra pişmanlıklarla kararır gözü bazen kişinin Suphi gibi söver,bir de tükürür denize.Bazen vazgeçer insan.Yanılır sonra,vazgeçmekten de geçer.Pek bi doyumsuzdur kimi zaman içlerinden biri."Benim olsun" der "herşey" ve "Ve herşeyde bir ben olsun" .Biri de öyle saf ki; "Lafı mı olur" der be."Ne demek o?" .Milyon kere işler aynı hazzın peşinde aynı günahı arsız olan.İçinde onlarca kişi var kişilerin.
Bir tanesinde eksik olsan,seni bilmeyen bir tanesi olsa...Ama yok!Ve burdasın öyle mi?Ah Tanrım nasıl da rahatladım.
Alâ...Çok âlâ..


***

Kadın hiç arpa görmemişti belki ama emindi bir arpa boyu bile yol alamadığından,serüven filan dediler hayat için ona.Ve içinde yine zıt ikilemeler* olan hikayeler anlattılar zıt ikilemelerdeki*(2) yaşta insanlar.
Dedi ki kadın "Herkesin bir hikayesi var,dinle ders al öğren kendim tamam mı?".Dinledi,dinledi,dinledi.Bir yada iki öncekinden aldığı derslerle bir yada iki sonrakine öğütler verdi.Erkekleri oldu zıt ikilemeli*(3)Kadın,her birinden acı doğurdu,onlarca kez.

Kadın...Kadın olduğunda çocuktu.
Kadın...Kadın hissettiğinde mutluydu.
Kadın...Zannetti.
Anlatılanları doğru zannetmekle başladı serüvenine.
Sevdim zannetti kadın çoğu zaman.
Sevildiğini de zannetti.

Kadın...Adamı özlediğini zannetmedi sadece.
Adamın avuç içlerine verdiğinde kalbini öldüm zannetmedi bir de..
Adam...Kadın...Zannetmedi.
Kadın...Adam..Zannetti!!!!
  • İyi - kötü
  • Genç - Yaşlı
  • Güzel - Çirkin
*****

Yoksundur.Olmayacaksındır bir kez daha.Gelmeyeceksindir kesindir.
Olsun.
Ayağım üşüdüğünde çorap giymem lazım.
Ah nasıl yalnızım,nasıl sessizim,nasıl ıssızım bir bilsen.Belki dayanamaz da dönerdin.
Aslında sanmıyorum.
Tanıdım sandığım başkaları gibi olmadı varlığın,bende değil seni sevmenin sözcükleri.
Seni seviyor olmanın keyfi bende değil.Yani bende ,ben seviyorum,ama bu sevmek Pamuk'u sevmek gibi değil.Boncuk'u,Benek'i,Beyaz'ı yada Eric'i sevmek gibi değil.
Annem gibi değil.
Eskileri sevmek gibi değil..

Çok klasiktir,çok benzerini yazmışlardır sevenler sevdiklerine belki ama ben kimseye yazmadıktan sonra,klişelenmedikten sonra ömrüm bunlarla ve ne aptalım Tanrı'm seni seviyorum ama yoksun.
Ötesi berisi olur mu bundan sonra.
Karşılıklı susmadıkça susmanın anlamını açıklasan ama sussun.


*****

Madem öyle,durayım ama olduğum yerde.Bekleyeyim doymanı hayata ve biraz acıdığında bilmediğin yerlerin,bir telefon sesi olsun varlığın,"Gel" diyen...
Yumayım gözlerimi ve devireyim kirpiklerimi rüyalar üzerine,bilinçaltı desin Sigmond Freud,ben ne biliyorsam onu söyleyeyim,"Sen" deyim,zaten hep sendeyim.
O halde,soğuk kalsın gece,nasıl olsa geleceksin ya,soğuk kalsın,ben üşüyeyim ve döndüğünde geceyi yakacak özleyişimle gir koynuma,ısınayım.
Sanat(Gey)-çı(şa) olayım,shamisen çalayım sana,dannam ol ya da yok yok bu çok fantastik oldu,ben en sevdiğin melodiyi ıslıklayayım en iyisi.Sen gül.Ama gelirsen..
Şimdi aklıma ilk köpeğim öldüğünde sanırım dokuz yada on yaşlarındaydım yazdığım komik şiirim geldi 
Gelsen yine bitlerini ayıklasam,tırnaklarını kessem,köyden keçi sütü istesem onla beslesem seni,kucağıma yatırsam,tüylerini okşasam,yanımda uyusan bu gece olmaz mı?Bunun gibi bir şeydi ve o dönmedi.

Ben yazmayı bırakıyorum,en azından bir süreliğine...


****

Şimdi meleğin nuruyla aydınlanmalı gece.Yeşil ışık olmalı bir yerlerde varlığın ve bulmalı beni bir an önce.Bulmalı yoksa,her dolunayda gökyüzüne dikip sana baktığım,aya baktığım,boşa baktığım,loşa baktığım,baktığım...gözlerim....ağlayacak...
Dirliğinden uzağım ne zamandır vaktin.Göçtü tüm uçanlar yüreğimden ve yeni yalan zamanlarda denediğim ne varsa yanılttı sonradan.Sevmediğim yöntemlerin baskısıyla,kelişelendi düşlediklerim,düşündüklerim..
Doğalllıktan yana humanist rejimlerini sevgi sanatının ve tüm mermilerini tüm tabancaların şimdi dört mevsimi dinleterek çatıştırsam diyorum.Yazda mermiler dokunacakken gülücüklere,matrixteki gibi kaçışsınlar dudaklar,ilkbaharda öpücük olsun tabancayı rujlasınlar,sonbaharda tüm mermiler yağmur taneleri gibi dökülüversin şarjörden kış olsun,karadır,soğuktur,yalnızdır kış,her bir gülücük sonsuz çınlamayla kanasın,kar(n) kırmızı olsun duvarlar,yine adını yazsın.Şahlansın sevgi.....
Ama hep savaşsın sevgiyle,silahlar...Ne silah bilsin onun sözcüklerini hiç söylemediği,ne sevgi tatsın acısını göstermediği....
Bittiğinde kırmızı kalsın yalnızca kırmızı,ki aşkın rengidir.
*****

İzin ver tüm sonsuzluğunu bölük pörçük edip,kumbaramdaki son kuruşum gibi,
tiryakiyim son sigaram gibi,ayın ondördünde kuzuyum kurt gibi,en sevdiğim filmin en sevdiğim sahnesi gibi,bir futbol maçının ilk golü gibi,saklayım seni önce.Sonra izin ver tekrar,ucu yırtık çorabım gibi,fitili bitmiş mum gibi,ben gibi harcayım seni.Vermişken bir kez daha izin ver,açayım büyük büyük yaralar bedenine,çarmıhta İsa gibi,sokrat ediyim baldıranla kendini...

Rahatla,tüm orospularını şehrimin kapına göndereyim bu gece.Fahişe ruhunu otasınlar diye tek tek...izin ver kendine..Kırmızı rujlarla boyansın beyazın ve arınsın kirlendi sandığın ruhun bedeninden,bir de sor neden diye içlerinden birine...Çünkü yetmez girdiğin içine,ruhunu da istersin verecek yer arıyordur,satar sana,alırsın.Çünkü .....Bir kez izin ver hiç kanatılmadığın kadar kanatayım seni ve çayı demleme hayır.Soğuk kalsın yerim.Konuşayım uyurken.Sen düşün...
Ellerim....Bir de gözlerim var...Bu kadar...
****

Hatırladığımda ilk reçelimi,şimdi de döksem üzerime acemi ellerimle.Yoğurtların üzerinde toz şekerler,Üstüne kilitlenen kapılar.Mum ışığında, ihanet .
Güneş farklı doğuyo sanılan tatil sabahları."Yıkandıktan sonra ilk önce çorap giyilir"ler.Bir yerde "bugün gelecek mi korku" korkusu."İçimde bir çocuk tedirgin"i tedirgin bir çocuk anlayışıyla dinlemek...
Balıklar...
Çığlıklar...
Kan...

Çığlıklar...
Kan..

Tadını ilk ne zaman öğrendimse gözyaşının ve bana neyi anımsatıyorsa her döküldüğünde..
Hepsi ...Çığlıktı,kandı...Büyük bir kadındı,damarlı bir erkek.
Bir katil bakışı,Bir mahçup üzgü,
Bir çocuk titremesi.

Her sesin sonu,
Yan komşu kapısı.

****
Olmamın verdiği hafifliği taşıyabildiğim sürece,yaşadım.
Olmak ağırken,
Ölümün cazibesiyle yıllarımı kuşkonmazdan bir çarmıha gerdim.
Yıllarımın avuç içi yok...bilekleri yok acılarımın..
Akan kanın hesabı sorulmasın kimseden diye,sustuğumun nedeni yok bilinen.
Bir de sırf utançtandır,neden seven organa kalp denildiğini sormayışım kimseye.
Haydi yaşam dedik kalbe,öyle kabulü.
Gönül ne?
Pankreas?Oniki parmak bağırsağı?Omurilik soğanı?
Gönül yoksa,yarası yoktur.
Hologramiyi red edip,aşkı örseliyorum.
Aşkın bile gözü var da kör ya iki gözüm.
Ben gözsüzüm...

***

aslında ben doğurdum seni epeyce zaman önce acıyla.
büyüttüm de üstelik.
gelişler ,gidişler ..dönüşler ve kalışlar...bunların bir önemi yok.
onun böyle bir numarası var herkese aynı şeyi yapıyor.
:)
acıktığında sevgiye ağlıyor nasıl?İstemez insan görmek.
öyle ağladı ya ; doyururum.

gelişlerin ,gidiişlerin ondan önemi yok çünkü ne gidiş tam gidiş,mamafih ne geliş...Dönüş kalsın diye değil ,sanılır da ...yok. Pazarlık payı da bırakmıyor.
Yüksek sesle müzik dinlemek zararlı.Elinde mezar taşıyla Çanakkaleye giden ve orda gömülmek isteyen baba anormal,siz normalsiniz. öyle mi? Siktirin ...
Gemiler var yüzdürülsün diye...Otomobiller taşısın bebecikleri.
Kibritçi kız kibritleri yakıp ısınana kadar ordan bi kaç çalı çırpı toplasaydı da tek kibritle onları yakıp ısınsaydı,olmaz mıydı?Küçücük ömrümüzde vicdan yaptırıp durdular.Hay arkadaş!
Bostan korkuluğu daha afili tek başına korkuluktan.
Karnım aç ,çıkar beynimi yiyeyim
****

Yok yüzünden daha güzeli,gözünden..
Zencefil ellerinden serti yok,zencefil ellerinden unufagı...
Yarası yüzünün soğukta acır.
Yarası yüzünün...Yarısı hüzünün..

Karşılığı yok hissimin,olsa yazacağım.
Yarım tuallerde binlerce denklem...
Alçılarda bilmediğim yüzleri bilmediğim tanrıların..
Sayfaları aydınlatan;odayı aydınlatan...
Sonsuza dek gibi süren şarkılar,tekrar eden şarkılar,tastamam hayatımı nakaratlayan şarkılar..
Nadas..

Tut beni.Yoksa gideceğim
****

"Turuncu yaprakları ağaçların..
Beyaz renkleri karların.
Siyah gözleri adamın.

Kokusu süt..
Elleri hamur.

Kulak memesi kalbim,
Hep kıvamında yanında.

Su kalbim,
Konduğu kap,gözleri.

Ağıt sesim.
Nefesim don.

Ellerim..yok!
****

Geri çekim bir filmden aklımda iki sahne kalır.
Biri;ayna karşısında gülüşüne gelen gölgeyle oturmakta olan kadının saten elbisesinin kucağından,yerden,bazıları hala düşmediği için havadan,ipliğe tekrar dizilen inci tanelerinden oluşan gerdanlığı.
Diğeri;dudağının kenarından yanagını yalayıp gözüne tekrar giren gözyaşı.
Geri çekim bir filmden aklımda iki sahne kalır.
Geri çekim bir filmden aklımda...
Geri çekim bir film....
Geri...
Çekim....
......
Lanet olsun!!!
****

Tanıdığım ve bazen tanımadığım bir kaç kişinin yerine geçmek istediğim oluyor.Hani kadın erkek farketmeden.Babam olmak istiyorum bazen zor diye vazgeçiyorum.Neden bilmem en merak ettiğim Tarkan olmak,pek mi severim? Yok inan ki fazla değil aslında.
Bu aralar uçan ineklerle sütaş reklamı yapmış amcanın yada teyzenin yerinde olmak istiyorum.Nasıl bir ruh haliyle planladı onu cidden merak ediyorum.Hatta onu onaylayan kişi de olabilirim.Dedi ki bana "Hayır gülme reklam yapmak çok zor iş,takdir et" sonra ilerleyen saniyelerde söyle bir bakıştık ve koptuk.
O olmayı istedim ben en çok.Benden kaçtıkça ben,bari o olayım diye düşünmüş olabilirim.Belki de abartıyorum.Abartmak yanlış karar aldırır.
Her ne ise bugün pazar.Kar da yağmadı.Hüzünlü şeylerde kağıttan kayıklardan bahsedilmesini yanlış buluyorum çünkü kağıttan kayık yapıp yüzdürürken herkes mutluydu bence.
Bir de bütün hayat kadınları bir kez bile olsa o dört kenarında küçük lambalar olan aynada ruj sürüp sonra sinirlenip agzına yüzüne bulaştırarak silmiş midir merak ederim?Yoksa bu klişe sadece filmlerde mi oluyor?
Ebru yapmak çok zevkli!
****

"Nasıl rahat ettirebilirim seni" diye sordum."Kalman için..." "Acıtmam" dedim "dudağını artık".Bu bir vaatti,güldü.Belki yakındığı kadar değildi acı ve belki seviyordu bile.Keseyim dedim tırnaklarımı "Keseyim ha ,ister misin? " .Güldü."Ordan bakınca" dedim kendikendime " çaresizliğim anlaşılıyor mudur?" O gülüş "Yalvarırım yapma diyordu,yapma gidiyorum ben"
Sigaradan artan para ile aldığım sakızlardan uzattım, istemedi,bir sigara yaktı.Bir çırpı da ağzıma attığım sakızı üçüncü sınıf fahişeler gibi çiğnedim.Sakızın ambalajını sivriltip dişlerimin arasını temizledim.Öyle uzun parmakları vardı ki.Öyle marifetli parmakları vardı ki,utandırdı beni.
Ah lanet !!!
Ne anlatıyorum."Gel buraya" dedi."Gel ,ağlama" Ağladım.
"Ben gidiyorum"
Ben kitlendim ,aptal oldum , tek söz edemedim ,sustum.Tükürdüm sakızı,halıya düştü,sonra hallederim onu diye düşündüm üzerine buz koyunca yapışmadan çıkıyor.Sigara yaktım.
Amaannn gitti işte sonra.Kapıyı kapadım arkasından,filmlerdeki gibi kapının arkasına çöktüm ağladım.Sonra kalktım gittim puding yaptım.Sakızı söktüm halıdan.
Beş yıl geçti hala bazen ağlıyorum.
Ama o bununla başa çıkabilir!
***

Duman konserinden çıkıp fasıla gidiyorum.Feridun Düzağaç dinleyip,arkasından İbrahim Tatlıses'in kavur balıklarında oynuyorum.
İşkembenin üstüne beyti yiyorum,yanında da ayran içiyorum.
Ayda bir kez odamdaki mobilyaların yerlerini değiştiriyorum.
Saat sesinde uyuyamıyorum.
Çok alkol alınca sızamıyorum.En kötüsü kusamıyorum.
İnsanları sevmiyor ama onlara kızamıyorum.
Sigaraları ucuca ekliyorum.
Uyku arasında konustuklarımı hatırlamıyorum.
Yaptığım herşeye mazaret yaratıyorum.Bunları mantıklı sebeplerle öne sürüp herkesi haklı olduğuma inandırıyorum.
Küfürlü konuşuyorum.
Küçük olasılıkları fal yapıyorum;"Otobüs 20 sn içinde gelirse beni seviyor,odamın kapısı rüzgardan çarpmadan mutfağa yetişebilirsem bu gece görüşeceğiz" gibi..
Uhu ile baş ve işaret parmağımı yapıştırıp uhunun uzayışını izlemeyi seviyorum.Bazende masaya döküp kalemle yapıyorum aynı işi.
En mutsuz günlerimde tırnaklarımı uzatıyorum.Acılarım çoğalana kadar da kesmiyorum.Kesince tüm sıkıntıların da gittiğine inanarak rahatlıyorum.
Alternatif tıbba inanıyorum ve çevremdekileri kocakarı ilaçlarıyla tedavi ediyorum.
Bazı isimlerden sebepsiz yere hoşlanmıyorum.Tomris,Satılmış,Naif vs.. (Hiç bir ima içermez)
Oğlum olursa adını RÜZGAR koyasım var.AKTAY da olabilir.Kızım olursa...
Kız çocuklarını sevmem!Geleceğin potansiyel başbelalarıdırlar."Anneeee, biz mertlere ders çalışmaya gidiyoruz!!!" (: "Babayı gidersin biz de çok gittik sen evde çalış anam." Ama erkek olsa "Anne,Banu bize ders çalışmaya gelecek." "Gelsin aslanım gelsin,ben şimdi ayşe teyzenlere gidiyordum zatiiii" Her apartmanda bi ayşe teyze vardır..
Laura Ashley marka yada benzeri demode çiçekli elbiselere bayılıyorum ama sadece evde giyiyorum.Bunu neden yaptıgımı bilmiyorum bilmek de istemiyorum.
Çiğnediğim sakızın,yediğim çikolatanın ambalajını düğüm yapıyorum sivri kısmı ile dişlerimi kurcalıyorum ondan sonra çöpe atıyorum.
Doktora gitmem gereken bir hastalığım olduğunda hastalığımın tıp dilindeki ismini araştırıyorum,semptonları filan ezberliyorum.Doktora ukalalık yapıyorum.Beni terslerse onu başhekime şikayet ediyorum .
Haftada iki kitap okuyorum.Çok kalınsa bir
Şişman insanları sevimli buluyorum.
Motosiklet çarpmasıyla ölcekmişim gibi bir his var içimde.
Denizin dibini yüzeyinden daha çok seviyorum.
Çizgilere basmadan yürümeye çalışmıyor bilakis çizgilere basınca seviniyorum.
Aykırı diye isimlendirilsemde bunu şiddetle red ediyorum.
Fotoğraf çekmeye bayılıyorum.
Noel ağacı süslemeyi seviyorum,o ağacı yalancı noel babanın kıçına sokmak istiyorum.
Kazandığım paranın büyük kısmı ile çorap alıyorum.Diğer eşlerinin kaybolması halinde toz bezi yapıyorum.Sık çorap kaybediyorum.
Uyuşturucu madde kullanmıyorum.
Haksızlığa tahammül ediyorum.Haksızlığa tahammül edemiyorum deyip de minibüste parasının üstünü istemeye utananlara tahammül edemiyorum.
Kız olursa adı Zeynep olabilir.
Israr edilmesinden nefret ediyorum ama ısrar etmeye bayılıyorum.
Kolayı çaya,kediyi köpeğe,Ahmet Kaya'yı Tiesto'ya,kendimi başkalarına tercih ediyorum.
Kendimi kendime rağmen seviyorum :S
*****

Arta kalanı küçük bir çocuğa verdim senden..
İştahlı...
Ellerine baktığın köfteci gibi,her hali memnun.
İnatçı...
Saçları dağılıyor,düzeltmiyor o,öyle umursamaz.
Şefkatli...
Küçük diline dokundum.
Senden arta kalanı küçük bir çocuğa verdim.
Doymuyor.
Mum yakıyor,perde aralıyor,şarap içiyor,
Hiç okumuyor.
Göğsüne dokundum.
Küçük bir çocuğa senden arta kalanı verdim.
Sürekli gülümsüyor,sakalları var.
Şehvetli.
Sakallarına da..
Verdim senden arta kalanı küçük bir çocuğa.
Çocuk adam gibi oluyor bazen.
İnançlı.
Bazen korkuyorum,"Korkma" diyor bana.
Cesur.
Dudağına dokundum.
Küçük bir çocuğa senden arta kalanı verdim.
İsteyerek aldı,bilerek ama yine severek.
Doğru.
Sonunda verdim arta kalanı senden küçücük bir çocuğa.
Ve çocuk ona öyle iyi baktı ki,
Çocuktan bir şey artacak diye ödüm kopuyor.
Kalbime dokundu.
*****